Mekan etrafında dayanışma ve mücadele

gezintvBeyaz Yakalılar Dünyada Mekan Arıyor-2 forumunda yapılan ilk sunumu yazıya döktük: Sunum özellikle dayanışma ve mücadele arasındaki ilişkiye odaklanıyor.

Belli başlı ve ortak dertlerimiz olduğu için bir araya geldik aslında… Güvencesizlik, işten atılmalar, sosyalleşmeye hem zamanımızın hem de bunu tüketim merkezli yapmayacağımız mekan/alanların eksikliği, evden çalışma ve aslında “free” oluyorum sanarken evimizi, yani kendi alanımızı da, ofise, yani pazar ekonomisinin alanlarından birine dönüştürme ve giderek yalnızlaşma, vs…

Beyaz yakalılar olarak aradığımız mekan da tam da aslında bu sorunlar üzerinden ortaya çıkmış bir fikir ve biz bu fikri somutlaştırmaya çalışırken mekânın içeriğinin, faaliyetlerinin, yönetim düzeninin nasıl olacağını konuşmak gerektiği kadar mekânın kendisi dışına taşan mücadeleye, gündelik hayatımızda emeğimiz merkezli uğradığımız sömürüye ve ortak dertlerimize karşı nasıl konumlanacağını, yani politik hattını, söylemini ve amacını da konuşmanın gerekli olduğunu düşündük. Bundan önceki mekan deneyimlerimizden de yola çıkarak bir an önce somut bir şeyler ortaya çıkarmanın telaşıyla bu konuda derinlemesine konuşmayı genelde somut adımların ertesine ertelediğimizi, ya da mekan fikrinin yükseldiği nesnel kaygılarla ve mücadeleyle olan bağının zaten somut faaliyetler üzerinden organik ya da kendiliğinden geleceğini varsaydığımızı fark ettik. Hem hatalarımızdan öğrenme, hem de mekânın sürekliliği adına fikir ve amaçlara dair tartışmayı sürdürmenin elzem olduğunu düşünüyoruz.

Hazırlık toplantılarında bu bağlamda dört temel soru grupçuğu belirledik. Bu soruları değiştirilemez ya da sınırlandırılmış sorular olarak ortaya çıkarmadık. Hazırlık grubu olarak niyetimiz bu sorulara gene kesin ve değiştirilemez cevaplar üretmek de değildi. Tersine yapmaya çalıştığımız şey tartışmaya kapı aralayacağını düşündüğümüz bir kaç soruyu paylaşmak, neden bu soruları sorduğumuzu anlatıp sonrasında beraberce çözümler ve cevaplar üretmek.

Sorulara geçmeden önce hazırlık grubu olarak mekan üzerine yaptığımız konuşmalarda hepimizin paylaştığını fark ettiğimiz bir kaç kaygıdan bahsetmekte ve soruları bu kaygılar çerçevesinde de düşünmekte yarar var diye düşünüyoruz.

Nedir bu mekana dair kaygılarımız?

  • Mekânın alt kültür olması: tek başımıza mekansız değil de 30-40-50 kişi olarak mekanlı yalnızlaşma ve içe kapanmamız, “atomize olma” tehlikesi

  • Mekan sevicilik ve yaşam alanının büyüsüne kapılmak: mekânın araç değil amaç haline gelmesi ve yaşam alanı yaratmanın ve yürümenin kendisini politika üretmek sanmak (burada tabii ki amacımız deneyim ve eylemleri küçümsemek değil. Sadece bu deneyim ve eylemlerin sinirini kendi çevremizde çizmemiz ihtimalini göz ardı etmemek)

  • İşlerin belirli insanlar üzerinden yürümesi ve belirli insanlar üzerine kalması/yıkılması durumu (burada akla ilk “Mekana dokunan insanlar nasıl mekânın öznesi olur?” sorusu geliyor mesela)

  • Free-rider (bedavacılık) problemi, yani mekanı sadece kullanmak (yani piyasada alabileceği hizmetleri ücretsiz ya da daha düşük ücretli almak adına mekânı salt bir hizmet sağlayıcı olarak gören) ya da bunun da ötesinde suistimal etmek isteyenler olabileceği ihtimali (Burada da “Mekana dokunan insanlar üretici mi tüketici mi olacak?,” “Mekan salt hizmet sağlayıcı olmaktan nasıl çıkar?” gibi sorular var)

Mekanın politik hattı ve amaçları üzerine tartışmaya kapı açmak adına sorduğumuz temel sorularımız ve sorulara dair kısa not ve açıklamalarımızsa şunlar:

  1. Biz” kimler olarak bir mekan kurmak istiyoruz?

Yani kısaca “biz kimiz?” Bu soruda amaç “beyaz yakalı” gibi çok geniş ve heterojen içerikli bir grubu nasıl ve nerden kurgularsak aslında mekana belki de fiziksel olarak hiç dokunamayacak beyaz yakalıları da mekanla ortaklaştırabiliriz? Yani, genel olarak “tüm beyaz yakalılar için mekan” şiarıyla yola çıkıyorsak, bu şiarın altını fiziksel olarak olmasa da fikirsel olarak nasıl doldurabiliriz?

* Burada bir öneri aslında tüm beyaz yakalıların ortak paydasının emek mücadelesi ve emeklerinin sömürülmesi olduğu, dolayısıyla “biz kimiz?” sorusuna verilecek cevabın bu ortak payda üzerinden kurulabileceği…

* Eşitsizliği dengeleyen mekanizmaları nasıl üretebiliriz? (bu her ne kadar mekanın pratik işleyişine dair bir soru gibi gözükse de aslında heterojenlikle ilgili de bir soru)

  1. Mekanın bir manifestosu olsa amaçları ve araçları nasıl tanımlardık? Bu mekandan ne bekliyoruz? Mekânın kendisi amaç olmamalıysa amacı ne?

– Beyaz yakalıların politik olarak özneleşmesine ve emek mücadelesindeki pozisyonlarının güçlenmesine mekan nasıl katkı sağlar?

– Amaç ve araçları nasıl bir arada açıklarız? (Pilates, bostan, tiyatro atölyesi gibi bir takım araç ve faaliyetleri nasıl politik bir dille açıklayıp anlamlandırabiliriz?)

Mesela, biz pilates yapıyoruz çünkü vücudumuz her gün belirli bir pozisyonda çalışmaktan deforme oluyor. Ama çalışma koşullarımız, uzun çalışma saatlerimiz, kısacası içinde yaşadığımız sistem yüzünden ortaya çıkan bu deformasyonu etkilerini azaltmak adına pilates yapmak istediğimizde sistem bize gene bunun için para ödememiz, kursa gitmemiz gerektiğini soyluyor. Kısacası her şey piyasalaşmış durumda ve mekanda pilates yapmak aslında vücudumuzu onarmak kadar bu piyasalaşmaya karşı gösterdiğimiz politik bir tepki de…

– İnsanlara ulaşacağız ve onlara mekânımızla ilgili bir hat çizmemiz gerekmez mi?

Manifestoyu kelime anlamıyla düşünürsek aslında Biz ne istiyoruz ki bir mekan kuruyoruz? sorusunu soruyoruz. Ve genel olarak ortaklaştığımız nokta biz “Emeğimizin sömürülmediği bir dünya istiyoruz.” Bu isteği beyaz yakalılar üzerinden somutlaştırmak gerekirse emeğimizin sömürülmediği bir dünya somut olarak neye tekabül ettiğini de manifestoda söylemek gerekmez mi? Mesela, güvenceli iş ve adil ücret, 6 saat iş günü, toplu sözleşme hakkı, işten çıkarılmaların yasaklanması, vs.

  1. Mekan için mücadele mi, mücadele için mekan mı? ya da Tek başına mekanda dayanışma içerisinde olmak bu mekanı ayakta tutmaya yeter mi?

– Dayanışma/mücadele farkı

Mekan içinde yapılacak/üretilecek aktivite ve faaliyetlerle sınırlı kalırsa bir sure sonra ilk başta bahsettiğimiz kaygılardan biri fark etmeden başımıza gelmiş olmaz mı, yani mekanın araç değil amaç haline gelmesi? O zaman mekanda yaratılacak dayanışma gündelik hayatımızdaki, emek alanındaki mücadeleyle bir şekilde ortaklaştırmak gerekmez mi?

(Örneğin, mekanda yapılacak aktiviteler mekana fiziksel olarak dokunan özneler arasında dayanışmayken işten atılmalara karşı mekanın öznelerinin ortak bir kampanya geliştirmesi ve bununla işyerlerine gitmek mekan dışındaki emek mücadelesinin bir parçası olma)

Yani Mekan bizim emekçi, emekçi/beyaz yakalı olarak çalışma düzenine, toplumsal sorunlara, gündelik hayatta birey olarak karşılaştığımız çelişkilere karşı çözüm üretmemize nasıl katkı sağlar?

Burada vurgulanması gereken iki nokta var:

  1. Söylemeye çalıştığımız şey dayanışmayı küçümsemek değil. Dayanışmanın kendisi mekanı var etmek için kesinlikle gerekli. Ama mekanın sürekliliği, devamlılığı, sadece ona fiziksel olarak dokunabilen beyaz yakalılardan ibaret olmaması için ilk basta bahsettiğimiz hepimizin dertlerine yönelik çözümleri mekanın içine hapsetmek yerine mekanın dışına da taşıyabilmek. Yani dayanışmadan mücadeleye nasıl geçeriz demiyoruz, Dayanışma ve mücadele arasında nasıl bağ kurabiliriz? diyoruz.

  2. Bu mekanda/mekanla tüm beyaz yakalıların tüm sorunlarını çözeceğiz” gibi gerçekçi olmayan bir yaklaşım da değil söylediğimiz. Mekanın kendisi tabii ki tüm sorunları çözmez ama sorunları çözmeye yönelik politikalar bu mekanda ortak geliştirildiği sürece mekan dışına tasan emek mücadelesiyle ortaklaşabilir ve dertlerimizin çözümüne yönelik adımlar atılabilir.

Ve bunu yapabilirsek yalnızlaştığımız, bireysel kurtuluş ve çözümlerle yetinmek zorunda bırakıldığımız sistem içerisinde sistem karşıtı bir örgütlenme pratiğini somuta dökebilmiş oluruz.

  1. Dayanışma ve mücadele arasında neden bağ kurmalıyız?

Bu soru hem yukarıdaki sorunun devamı gibi, hem de aslında aşağıdaki sorulara da bir çatı oluşturuyor…

– Beyaz yakalı kategorisi dışında kalanlarla mekan üzerinden nasıl ortaklaşabiliriz?

– Mekana dokunan insanları nasıl mekânın öznesi (aktif bileşeni) haline getirebiliriz? Mekanı kullanarak insanlarla mekan arasında nasıl bir organik bağ kurabiliriz?

– Beyaz yakalıların mekana gelmesi beklemek yerine, mekanın beyaz yakalılara gitmesini nasıl sağlarız? (gene bahsettiğimiz kaygılardan ilkine, bir alt-kültüre ve fark etmeden kendi içine kapalı bir topluluğa dönüşmemek için)

– Atomize olmaktan şikayet ederken olası atomize olma tehditleriyle nasıl başa çıkabiliriz?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s